Online Üyelik
HEKİMSEN | Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin hedeflendiği, koruyucu sağlık hizmetlerinin ön plana çıkarılacağının sıklıkla vurgulandığı bir dönemde; Toplum Sağlığı Merkezlerinin (TSM) ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinin (İSM) sahadaki konumu ve burada çalışan hekimlerin fiilî çalışma koşulları ve özlük hakları bu hedefle ciddi bir çelişki oluşturmaktadır.
Son dönemde birinci basamakta öncelikli alanlardan biri olarak sağlık okuryazarlığının artırılması gösterilmektedir. Bu hedefin sahadaki en temel ve en etkili karşılığı ise TSM’ler aracılığıyla yürütülen eğitim faaliyetleridir. Toplumun doğru sağlık bilgisine ulaşması, koruyucu hizmetlerin benimsenmesi, kronik hastalıkların önlenmesi ve sağlık hizmetlerinin etkin kullanımı; doğrudan TSM’lerin planladığı ve yürüttüğü eğitim, danışmanlık ve farkındalık çalışmalarıyla mümkündür. Bu yönüyle TSM’ler, birinci basamak vizyonunun yalnızca uygulayıcısı değil, aynı zamanda taşıyıcı kolonlarından biridir.
Nitekim bu gerçeklik, COVID-19 pandemi sürecinde çok net biçimde ortaya çıkmıştır. Salgın yönetiminde filyasyon, temaslı takibi, izolasyon süreçleri, saha koordinasyonu ve toplumun bilgilendirilmesi gibi kritik görevler büyük ölçüde TSM’ler üzerinden yürütülmüş; birinci basamağın yükünü omuzlayan temel yapı TSM’ler olmuştur. Pandemi dönemi, TSM’lerin yalnızca destek birimi değil, kriz anlarında sağlık sisteminin temel taşlarından biri olduğunu açıkça göstermiştir.
Mevcut yönetmeliklerde TSM ve İSM’ler; bulundukları bölgede birinci basamak sağlık hizmetlerini koordine eden, izleyen, değerlendiren ve destekleyen ana yapı olarak tanımlanmıştır. TSM ve İSM; yalnızca hizmet üreten bir birim değil, aynı zamanda aile hekimliği, bağlı birimler, bulaşıcı hastalıklar birimi, SHM, KETEM, ÇEKÜS, gibi birçok yapının uyum içinde çalışmasını sağlayan merkezi bir aktör olarak konumlandırılmıştır.
Ancak sahadaki uygulamalar, bu tanımla örtüşmemektedir.
Görevlendirme ve Geçici Görev Baskısı
TSM ve İSM hekimleri, görev tanımları dışında ve çoğu zaman planlama yapılmaksızın geçici görevlendirmelere maruz kalmakta, ilçede herhangi bir birimde personel eksiği oluştuğunda, ilk başvurulan kaynak çoğunlukla TSM/İSM olmaktadır. Bu durum istisna olmaktan çıkmış, adeta rutin bir uygulama hâline gelmiştir.
Bir yandan “birinci basamağı sen koordine edeceksin” denilirken, diğer yandan koordinasyonu sağlaması gereken yapıdan sürekli personel çekilmesi; TSM ve İSM’nin kendi asli görevlerini yerine getirmesini fiilen imkânsız hâle getirmektedir.
Bu görevlendirmelerin en somut örneklerinden biri, boş kalan aile hekimliği birimlerine TSM/İSM hekimlerinin geçici olarak görevlendirilmesidir. Görevlendirilen hekimler, çoğu zaman altyapısını bilmediği bir bölgede; ulaşımını nasıl sağlayacağını, muayene sistemini nasıl yöneteceğini, tıbbi donanımı nasıl temin edeceğini planlamaya dahi fırsat bulamadan kısacası kendisinden ne istendiğini bilemeden göreve başlamak zorunda kalmaktadır. Kısa süreli ve geçici olduğu belirtilen çoğu görevlendirme usulünün dışına çıkarılarak uzatılmakta, bu durum sahada ciddi uyum sorunlarına, hizmet aksaklıklarına ve hekim üzerinde ciddi bir baskıya neden olmaktadır.
Görevlendirmeler Nedeniyle Yaşanan Maddi Kayıplar
Geçici görevlendirmeler yalnızca iş yükü artışı yaratmamakta; aynı zamanda TSM/İSM hekimleri açısından ciddi maddi kayıplara yol açmaktadır. Yer değiştirme, farklı çalışma düzenleri, fiilî hizmet koşulları ve ek ödemelerde yaşanan belirsizlikler ve kayıplar; görevlendirmelerin görünmeyen ama en somut sonuçlarından biridir.
Bu durum, zaten sistem içerisinde özlük hakları en sınırlı, maaş düzeyi en düşük hekim gruplarından biri olan TSM/İSM hekimlerini daha da kırılgan hâle getirmektedir. Görevlendirmeler nedeniyle ulaşım, barınma, yemek gibi ek maliyetler oluşmakta; buna karşılık herhangi bir mali telafi mekanizması işletilmemektedir. Geçici görevlendirmelerle oluşan gelir kayıpları çoğu zaman telafi edilmemekte, aksine bu görevlendirmeler süreklilik kazandıkça kalıcı hak kayıplarına dönüşmektedir. Benzer kamu hizmetini yürüten hekimler arasında belirgin bir özlük ve gelir farkının oluşması, hem adalet duygusunu zedelemekte hem de birinci basamakta motivasyonu ciddi biçimde düşürmektedir.
Sahada “Yedek Oyuncu” Algısı
TSM/İSM hekimleri sahada “yedek oyuncu” olarak görülmektedir. Nerede bir açık oluşsa, nerede bir iş aksasa, çözüm olarak ilk akla gelen seçenek TSM veya İSM’den bir hekimin görevlendirilmesi olmaktadır.
Bu algı; TSM/İSM’nin koordinasyon ve planlama rolünü zayıflatmakta, kurumu stratejik bir yapı olmaktan çıkarıp her boşluğu dolduran bir personel havuzu gibi algılanmasına neden olmaktadır. Oysa bu yaklaşım, ideal sağlık sisteminin ruhuna hem de birinci basamağın güçlendirilmesi hedeflerine açıkça aykırıdır.
Personel Yetersizliği ve Artan İş Yükü
TSM’lerde yaşanan en temel sorunlardan biri de hekim yetersizliğidir. Birçok TSM’de fiilen görev yapan hekim yokken, bazı merkezlerde TSM başkanı dahi mevcut bulunmamaktadır. Bu merkezlerde yürütülmesi gereken hizmetler, vekâleten görevlendirmelerle ve yardımcı sağlık personeli eliyle sürdürülmeye çalışılmaktadır.
Bu durum, TSM’nin mevzuatta tanımlanan koordinasyon ve denetim rolünü zayıflatmakta; sorumluluğu yüksek ancak yetkisi sınırlı bir yapı ortaya çıkarmaktadır. Sürekliliği olmayan, geçici görevlendirmelerle yürütülen bir yönetim anlayışı, birinci basamak hizmetlerinin etkinliğini doğrudan olumsuz etkilemektedir.
TSM İşlerinin Önemsiz Görülmesi ve Kurumsal Hafızanın Zayıflaması
TSM’nin görev alanı geniş olmasına rağmen, bu işler çoğu zaman “ertelenebilir” ya da “ikincil” işler olarak algılanmaktadır. Sürekli personel sirkülasyonu, geçici görevlendirmeler ve görev tanımındaki belirsizlikler; TSM’lerde kurumsal hafızanın oluşmasını ve korunmasını zorlaştırmaktadır.
Bir kurumda işin sürekliliği yoksa, o işin kalitesi de kalıcı olmaz. Sürekli yer değiştiren, aidiyet duygusu zayıflayan personelle güçlü bir birinci basamak yapısı inşa etmek mümkün değildir.
Görev Tanımı ve Dağılımında Yaşanan Belirsizlikler
Yönetmeliklerde TSM’nin görevleri ayrıntılı biçimde tanımlanmış olsa da, uygulamada bu sınırlar sıklıkla aşılmakta; başka birimlerin sorumluluk alanına giren işler TSM’ye yönlendirilmektedir.
Bu durum, görev tanımı ile fiilî görevler arasında ciddi bir uyumsuzluk yaratmakta; TSM hekimlerini sürekli savunma pozisyonunda bırakmaktadır.
Yönetmelik ile Uygulama Arasındaki Temel Çelişki
Asıl sorun tam da burada ortaya çıkmaktadır.
Birinci basamağı gerçekten öncelemek, ona ek görevler veren yönetmelikler çıkararak değil; bu görevleri yerine getirebilmesi için gerekli kurumsal değer, yetki ve koruyucu idari yaklaşımı sunmakla mümkündür.
Bir yapıya:
“Birinci basamağı sen koordine edeceksin” deyip,Ancak ihtiyaç anında ilk olarak o yapının personeline yönelmek,Yöneten ve koordinatör olan kurumu sürekli zayıflatmak,birinci basamağı güçlendirmek değil, tam tersine işlevsizleştirmektir.
Birinci basamak, yalnızca söylemle değil; planlama, istikrar, değer verme ve kurumsal koruma ile güçlenir. TSM/İSM’ler bu yapının merkezindeyse, bu merkezin sürekli aşındırılması kabul edilebilir değildir.
Kurumsal Değerin Tesisi İçin Unvan Sorunu
TSM’lerin sahada gerçek karşılığını bulabilmesi, yalnızca görev tanımıyla değil; kurumsal unvan ve temsil gücüyle mümkündür. TSM’lerin, nüfus ayrımı gözetilmeksizin İlçe Sağlık Müdürlüğü (İSM) çatısı altında tek bir idari unvanla yapılandırılması; hem sahadaki algıyı güçlendirecek hem de birinci basamak yönetiminde kafa karışıklığını ortadan kaldıracaktır.
Kurumsal değerin oluşması, görev verilen yapının aynı zamanda yetkiyle, temsil gücüyle ve idari saygınlıkla desteklenmesini gerektirir. Bu sağlanmadan birinci basamağın güçlendirilmesi mümkün değildir.
SONUÇ OLARAK
Hekimsen Sendikası olarak açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz:
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefi, ancak bu basamağın omurgasını oluşturan yapıların gerçek anlamda desteklenmesiyle mümkün olabilir.
Bu gerçeğin ne kadar hayati olduğu, özellikle pandemi döneminde tüm yönleriyle ortaya çıkmıştır.
Ancak bugün gelinen noktada TSM/İSM hekimleri;
- Düşük özlük hakları,
- Plansız ve geçici görevlendirmeler,
- Bu görevlendirmelerden kaynaklı maddi kayıplar,
- Personel yetersizliği,
- Kurumsal değersizlik algısı
- Altında birinci basamağı ayakta tutmaya çalışmaktadır.
Değer verilmeyen bir yapıdan güçlü bir sağlık sistemi çıkması mümkün değildir.
Hekimsen olarak talebimiz nettir
- Birinci basamak sağlık hizmetleri gerçekten güçlendirilmeli,
- TSM/İSM hekimlerinin özlük hakları iyileştirilmeli,
- Plansız, karşılıksız ve telafisiz görevlendirmelere son verilmeli,
- Kurumsal kimliği, temsiliyeti ve yetki algısı güçlü tek ve net bir idari yapı oluşturulmalıdır.
Bu metinde, TSM hekimlerinin yaşadığı sorunların yalnızca bir kısmına değinilmiştir.Sahada karşılaşılan pek çok başka yapısal sorun bulunmaktadır. Bu sorunların tamamı, Hekimsen Sendikası tarafından gündeme getirilmeye devam edecektir.
Birinci basamak, onu ayakta tutan hekimler kadar güçlüdür.Hekimi güçlenmeyen bir sistemin, hizmeti de sürdürülebilir değildir.
Anahtar Kelimeler: Hekimsen, Hekimsen Sendikası, Tsm, Toplum Sağlığı Merkezleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri, İsm, Sağlık Bilgilendirme, Sağlık Okuryazarlığı, Covid 19, Birinci Basamak
Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları
Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası
2026 © HEKİMSEN | Artık Hekimsen Var
AllJect Design & Development & SteelSoft | Developed with for HEKİMSEN













