HEKİMSEN Logo

HEKİMSEN | Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası

Kalite mi, Baskı mı? Hekim Gözüyle Yeni Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları Analizi | HEKİMSEN

Hekim açısından bakıldığında, Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları yaklaşımının temel sorunu; kaliteyi geliştirme amacıyla cezalandırıcı ve idari performans anlayışının iç içe geçirilmiş olmasıdır.

Metin genel olarak “analiz edilsin, takip edilsin, toplantı yapılsın, iyileştirme başlatılsın” dili üzerine kuruludur. Ancak sahadaki personel yetersizliği, altyapı sorunları, HBYS kapasitesi, cihaz sayısı, sekreterya desteği, hemşire ve ebe sayısı ile sevk zincirinin gerçek işleyişi yeterince dikkate alınmadan çok geniş bir sorumluluk alanı tanımlanmaktadır.

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları - 2026” belgesi, görünürde kalite artışını amaçlasa da satır aralarında hissedilen cezalandırıcı yaklaşım nedeniyle, sahadaki hekim açısından adeta idari bir baskı aracına dönüşmektedir. Hekim gözüyle değerlendirildiğinde bu rehber, tıbbi niteliği güçlendiren bir çerçeveden çok; veri girişi, muhasebeleşme hızı ve HBYS uyumu üzerinden şekillenen, hekim emeğini kurumsal eksikliklerin yükünü taşımaya zorlayan bir metin görünümü vermektedir.

En kritik nokta şudur: Hekime bağlı olmayan ölçütlerin, Sağlık Tesisi Değerlendirme Puanı’nı ve dolaylı olarak ek ödeme süreçlerini etkileyecek biçimde düzenlenmiş olmasıdır.

İdari Hataların Faturası Neden Hekime Kesiliyor?

Şimdi sormak gerekir: Hekim muayenesini yapmış, ameliyatını tamamlamış, hastasını şifaya kavuşturmuşken; bilgi işlem servisinin entegrasyon hatası, muhasebe biriminin takvim şaşması veya tıbbi sekreterlik eksikliği yüzünden neden cezalandırılıyor? Hekimlik sanatı, muhasebe fişlerinin zamanında kesilmesine endeksli bir birim maliyet kalemine mi indirgenmiştir? Böyle kriterlerin ek ödeme mekanizmasını etkilemesi, bireysel emeğin kurumsal aksaklıklar nedeniyle cezalandırılması anlamına gelir ve hakkaniyet açısından ciddi sorunlar doğurur.

Standartların kapsamı da son derece geniştir. Poliklinikten görüntülemeye, laboratuvardan acile, ameliyathaneden yoğun bakıma, doğumhaneden otelcilik hizmetlerine, medikal depodan gelir-gider analizine, akademik sözleşmelerden hasta geri aramalarına kadar neredeyse tüm hastane operasyonu aynı set içinde puanlanmaktadır. Yani belge yalnızca klinik kaliteyi değil; mali yönetimi, stok yönetimini, bina güvenliğini, temizlik süreçlerini, web sitesi güncelliğini, muhasebeyi, sözleşme takibini ve dijital entegrasyonu da aynı değerlendirme mantığına bağlamaktadır. Hekim açısından bu durum, mesleki performansın çok ötesindeki kurumsal yüklerin de dolaylı olarak hekime fatura edilmesi anlamına gelir.

Özellikle hekim bazlı analiz vurgusu oldukça yoğundur. Poliklinik, görüntüleme, laboratuvar, acil, ameliyathane, anjiyo, endoskopi ve doğumhane gibi başlıklarda sürekli olarak “branş ve hekim bazlı analiz”, “karşılaştırmalı paylaşım” ve “iki ayda bir değerlendirme” istenmektedir. Kâğıt üzerinde verimlilik izleme gibi görünse de, uygun risk ayarlaması yapılmadan bu tür karşılaştırmalar kolaylıkla haksız performans kıyaslamalarına dönüşebilir. Çünkü her hekimin hasta profili, komplikasyon yükü, yaşlı ve çoklu hastalık oranı, acil başvuru yoğunluğu, konsültasyon rolü, eğitim görevi ve hizmet verdiği fiziksel koşullar aynı değildir. Tüm hekimleri aynı sayı seti içinde yan yana koymak, nitelikli ve zor hasta bakan hekimi dezavantajlı hâle getirebilir.

Bu metin, kalite standardı olmaktan çok, kurumsal işleyişin bütün açıklarını puan cezası üzerinden kapatmaya çalışan aşırı kapsamlı bir yönetim belgesi izlenimi vermektedir. Klinik kaliteyi artıracak çekirdek göstergeler yerine, çok sayıda idari, lojistik ve bilişimsel değişken aynı sepete atılmıştır. Böyle olunca da hekim, kendi kontrolünde olmayan sorunların sonuçlarını performans ve ek ödeme üzerinden taşımak zorunda kalmaktadır. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Üstelik bu tablo yalnızca maddi sonuçlar doğurmamakta, mesleki tükenmişliği de derinleştirmektedir. Zaten ağır çalışma koşulları altında hizmet veren hekim; bir yandan hasta sayısı, nöbet, malpraktis baskısı ve şiddet riskiyle uğraşırken, öte yandan muhasebe tarihi, veri uyumu, cetvel doluluğu, randevu sadakati, toplantı tutanağı ve puan kaybı tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Böyle bir sistem, hekimi destekleyen değil; sürekli açık arayan ve cezalandıran bir kurgu hissi yaratır. Oysa sağlık sistemi, çalışanını cezalandırarak değil, güçlendirerek iyileşir.

Sonuç olarak bu standartlar seti, hastaneyi bir şifa kurumu olarak değil; sıfır hata, yüksek veri uyumu, eksiksiz kayıt ve sürekli ölçülebilir çıktı beklenen bir işletme gibi kurgulamaktadır. Elbette sağlık hizmetinde kalite değerlendirmesi olmalıdır. Ancak kalite değerlendirmesi ile bürokratik ceza mantığı birbirine karıştırıldığında ortaya çıkan şey kalite değil, baskıdır. Hekime bağlı olmayan unsurların ek ödemeyi ve performans puanını etkilemesi; hasta sadakatsizliğinden yazılım sorununa, muhasebe gecikmesinden bina eksikliğine kadar her problemin dolaylı yükünün hekime bindirilmesi ne adildir ne de sürdürülebilirdir. Bu belge, mevcut hâliyle sahaya uyarlanmış, ulaşılabilir ve hakkaniyetli bir standart seti görünümü vermemektedir. Tam tersine, mesleki özerkliği daraltan, tükenmişliği artıran ve hekimlik pratiğini sayısal baskı altında biçimlendiren ağır bir standart rejimi izlenimi yaratmaktadır. Sonuç olarak kalite adı altında hekime baskı kuruluyorsa, orada artık kalite değil, yalnızca bürokrasi vardır.

HEKİMSEN Gönderi Görseli

Gönderiye Ekli Dosyalar:

JPEG (248.84 KB)

Anahtar Kelimeler: Hekimsen, Hekimsen Bilgilendirme, Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları, Sağlık Tesisi Değerlendirme Kriterleri, Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları Analizi, Hekimsen Analiz, Değerlendirme Kriterleri, Ameliyat Hizmetleri, Poliklinik Hizmetleri, Malpraktis

Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları
Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası

2026 © HEKİMSEN | Artık Hekimsen Var
AllJect Design & Development & SteelSoft | Developed with for HEKİMSEN