HEKİMSEN Logo

HEKİMSEN | Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası

Aile Hekimliğinde Yeni Düzenlemeler Sahada Endişeyi Artırıyor | HEKİMSEN

Son dönemde yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği değişiklikleri ve eş zamanlı olarak güncellenen Hastalık Yönetim Platformu (HYP) düzenlemeleri, sahada görev yapan aile hekimleri açısından önemli soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.

Bugün birinci basamak sağlık hizmetleri, sağlık sisteminin en büyük iş yükünü taşımaktadır. Aile hekimleri; artan hasta yoğunluğu, sağlıkta şiddet riski, usulsüz talepler ve giderek artan “kışkırtılmış sağlık hizmeti” başvurularına rağmen hizmet sunmaya devam etmektedir. Ancak bu yoğun yükün karşılığında özlük ve mali haklarda yaşanan erime uzun süredir çözülememiş bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Tam da bu tablo içerisinde yapılan HYP katsayı değişiklikleri ve yeni yönetmelik düzenlemeleri, sahadaki endişeleri daha da artırmıştır.Yeni düzenlemelere bakıldığında; kronik hastalık yönetimi, obezite, kardiyovasküler risk takibi gibi aile hekimliğinin temel iş yükünü oluşturan alanlarda katsayıların düşürüldüğü, buna karşılık kanser taramalarının katsayılarının artırıldığı görülmektedir. Bu durum, sahada şu temel soruları gündeme getirmektedir:

Bu katsayı değişiklikleri hangi bilimsel ve saha verilerine göre yapılmıştır?

Bu kararlar alınırken aile hekimleri ve halk sağlığı uzmanlarının yer aldığı bir komisyon oluşturulmuş mudur?

Hangi HYP kaleminin neden düşük, hangisinin neden yüksek katsayı ile değerlendirildiği hangi objektif kriterlere dayandırılmıştır?

Özellikle kanser taramaları gibi süreçler, yalnızca aile hekiminin çabasıyla yürütülebilecek hizmetler değildir. Bu hizmetlerin etkin şekilde yapılabilmesi için hem lojistik altyapının yeterli olması hem de vatandaşın aktif katılımı gerekmektedir. Bu noktada, taramayı kabul etmeyen vatandaşlar için nasıl bir yol izleneceği de belirsizdir. Kanser taramasını reddeden vatandaşlardan alınacak bir red formu ile aile hekiminin performans kaybı engellenecek midir, yoksa bu durum doğrudan hekimin HYP katsayısına olumsuz mu yansıyacaktır?

Diğer yandan yönetmelik ile birlikte uzaktan sağlık hizmetinin mevzuata dahil edilmesi, dijital izlem süreçlerinin genişleyebileceğine işaret etmektedir. Bugün için sınırları net çizilmemiş olan bu uygulamanın, ilerleyen süreçte performans kriterlerine bağlanması, dijital izlem zorunluluklarının artırılması ve hatta mesai dışı saatlerde nöbetleşe şekilde evden uzaktan sağlık hizmeti sunumuna evrilmesi ihtimali sahada ciddi bir kaygı oluşturmaktadır. Bu durum, çalışma saatlerinin belirsizleşmesi ve hekimin mesleki sınırlarının genişlemesi riskini beraberinde getirmektedir.

Yönetmelikte yer alan bir diğer önemli düzenleme ise ASM ortak alan malzemelerine ilişkindir. Ortak kullanım kapsamında alınan demirbaş ve ekipmanlar üzerinde hak iddia edilemeyeceği yönündeki düzenleme, her ne kadar yeni açılan birimlerde yaşanan ödeme ve paylaşım sorunlarını çözmeye yönelik bir adım olarak görülse de, birçok aile hekimi açısından hak kaybı doğurabilecek niteliktedir. Bu durumun hukuki açıdan tartışmalı olduğu açıktır ve ilgili maddenin dava konusu edilmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Oysa mevcut sistemde il sağlık müdürlüklerinin düzenli denetimleri kapsamında, alınan malzemelerin faturaları ve kullanım süreçleri denetlenerek adil bir çözüm sağlanabilecekken, bu şekilde genel ve keskin bir düzenlemeye gidilmesi hak kaybı oluşturacak olup sahada iş barışını zedeleyebilecek bir risk oluşturmaktadır.Bununla birlikte yangın önlemlerine ilişkin sorumluluğun tamamen aile hekimlerine bırakılması da dikkat çekicidir. Yeni eklenen HYP parametreleri ile birlikte bir yandan halk sağlığının önemi vurgulanırken, diğer yandan ASM’lerin fiziki koşulları, kurumsal dönüşüm süreçleri, temizlik hizmetleri, teknik donanım ve güvenlik gibi pek çok idari ve mali yük doğrudan aile hekimlerinin sorumluluğuna bırakılmaktadır.

Ortaya çıkan tablo;idari yük,mali yük,klinik hizmet yükübaşlıklarının tamamının aynı anda aile hekimine devredildiğini göstermektedir.

Üstelik bu alanların her biri ayrı ayrı denetlenmekte, bu da sahada ciddi bir baskı ve karmaşa oluşturmaktadır. Böyle bir ortamda aile hekimlerinden koruyucu sağlık hizmetlerini etkin ve verimli şekilde yürütmelerinin beklenmesi, sahadaki gerçeklikle örtüşmemektedir.

Eğer gerçekten öncelik halk sağlığı ise, bu yaklaşımın sahaya yansıması farklı olmalıdır. Bu kadar yüksek sayıda muayene beklentisi ile nitelikli koruyucu sağlık hizmeti aynı anda yürütülemez. Randevulu sistemlerin etkin kullanımı, aile hekimlerine HYP ve koruyucu sağlık hizmetleri için ayrı zaman dilimleri oluşturulması, toplumun taramalar konusunda bilinçlendirilmesi ve gerekirse muayene sürelerinin uzatılması gibi düzenlemeler, halk sağlığının gerçekten önceliklendirildiğini gösterecektir.

Bugün sahada yaşanan gerçeklik ise farklıdır. İkinci ve üçüncü basamakta görev yapan hekimlerin de yoğunluğu ve sistemsel baskılar nedeniyle hastalara yeterli zaman ayıramaması, tanı süreçlerinin uzaması ve birçok hastanın çözümü yeniden aile hekimliğinde araması, birinci basamağın yükünü daha da artırmaktadır. Bu durum ne ikinci ve üçüncü basamak hekimlerinin ne de aile hekimlerinin sorumluluğundadır.

İkinci ve üçüncü basamakta yeterli uzman hekim kadrosunun oluşturulamamış olması, sevk zincirinin etkin işlememesi ve sağlık sistemindeki yapısal eksikliklerin yükü aile hekimliğine aktarılmaktadır. Ancak bu tabloya rağmen aile hekimlerinin performans sistemi üzerinden cezalandırılması kabul edilemez.Sağlık sistemindeki bu dengesizliklerin çözümü; aile hekimliği sistemi üzerinde sürekli değişiklik yapmak veya belirsiz yönetmeliklerle sahayı yönlendirmeye çalışmak değildir. Bakanlığın uzmanlık eğitimini teşvik etmesi, gerekli kadroları oluşturması ve sağlık hizmetinin tüm basamaklarında dengeli bir yapı kurması gerekmektedir.Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, aile hekimliği sisteminin yalnızca iş yükü açısından değil, yapısal olarak da dönüşüm sürecine girdiği görülmektedir.Halk sağlığı elbette önceliklidir. Ancak bu kadar kritik bir alanın yalnızca yönetmelik ve alt düzenlemelerle şekillendirilmesi yerine, daha güçlü bir yasal zemine kavuşturulması gerekmektedir.

Bu noktada: Aile Hekimliği Kanunu’nun kapsamı genişletilmeli, sahadaki uygulamalara dair birçok konu doğrudan kanun düzeyinde açık ve net şekilde düzenlenmelidir. Sağlık hizmet sunumuna ilişkin temel ilkeler, yalnızca yönetmeliklere bırakılmamalı, kalıcı ve güvence altına alınmış bir yasal çerçeve oluşturulmalıdır.Bu ihtiyaç, Hekimsen olarak uzun süredir dile getirdiğimiz Hekimlik Meslek Kanunu gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.Mevcut düzenlemeler, sahadaki sorunları çözmekten çok yeni belirsizlikler doğurmaktadır. Aile hekimliğinin sürdürülebilirliği için hem çalışma koşullarının hem de mali ve özlük haklarının güçlendirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Hekimsen olarak süreci yakından takip ettiğimizi, sahadan gelen geri bildirimleri ilgili tüm platformlarda dile getirmeye devam edeceğimizi ve gerekli düzenlemelerin yapılması için yapıcı bir diyalog zeminini desteklediğimizi ama sahada en güçlü tepkiyi de ortaya koymaktan çekinmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Anahtar Kelimeler: Hekimsen, Hekimsen Açıklama, Aile Hekimliği Yeni Düzenlemeler, Aile Hekimliği Düzenleme, Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Özlük Ve Mali Haklar, Hyp, Hyp Nedir, Hekimsen Bilgilendirme, Hekimsen Hakkında

Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları
Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası

2026 © HEKİMSEN | Artık Hekimsen Var
AllJect Design & Development & SteelSoft | Developed with for HEKİMSEN